4 Aralık 2013 Çarşamba

SEÇİM

Selam.

İnsan hayatını en çok etkileyen şey her zaman ''seçim'' olmuştur. İlk seçim ilk insanla başlamıştır hatta. Allah, yaratılanların en şereflisi olan insana seçim hakkı, irade vermiştir. Bu yüzdendir ki insan, meleklerden üstündür. Zira meleklerde irade yoktur, yalnızca itaat üzere yaratılmışlardır. Kendisini engellemeye çalışan bir nefis sahibi değildir melekler.


Fakat insanoğlu nefis sahibidir. Nefis arzudur. Ve kendisini diğer seçeneklere yönlendirmeye çalışan nefse galip gelip, diğerini seçmek insanın nefsini yenebileceğinin kanıtıdır. Önündeki engeli aşarak itaat eden insanoğlu, önünde engel olmadan itaat eden meleklerden işte bu yüzden üstündür.


İlk seçimi, ilk insan Hz. Adem yapmıştır. Fakat Adem yanılmıştı. Yanlış olanı seçmişti. Çünkü şeytan ona gelip, aslında kendisinin dost olduğunu ve o elmayı yiyerek güzel bir seçim yapacağını söylemiştir. Yani şeytan, Adem'in seçimini etkilemiştir, ona yeni bir fikir vermiştir.


Daha insanoğlu yeryüzüne gönderilmeden başlayan sistem, o gün bugündür hiç değişmedi. Hala insanların seçimlerini etkilemek için birtakım müdahaleler söz konusu. Hatta dünya üzerinde öyle bir sistem kurulmuş ki, neredeyse her yerde insanların seçimlerini etkilemek ve bir algı oluşturmak üzere dizayn edilmiş.


Her şey aslında fikir ve algıya yöneliktir ciğersizler. Kızlar, etrafına güzel görünmek için aynanın karşısında saatlerce kendilerine bakarlar, makyajlar kokular elbiseler vesaire ile zaman harcarlar.. Hepsi insanların algısında ''güzel, bakımlı, çekici'' diye mesaj bırakmak içindir.


Erkekler saçlarını keser, sakallarına şekil verir, kas yapar. Herkeste aynı şuur mevcuttur, çünkü insanoğlu bilir ki algı her şeydir. İnsanlar, kendileri üzerindeki algıları etkilemek ve yönlendirmek için, babasının yanında ''Allah'' derken, üniversite ortamında ''tanrı'' der. Bir erkek, kızların yanında fashion tv'deki modayı eleştirirken, erkeklerin yanında ''fernandes ne çalım attı olum lan'' der.


Çünkü insanların gözünde kendisine bir yer edinmeye çalışır. Bu yüzden sınıf içinde sesli espriler yapar ki, herkes onun komik biri olduğuna kanaat getirsin. Güzel görünmek için gecesini gündüzüne katan bir kız, güzelliğinin sırrı sorulduğunda ''doğal halim ya hiçbi şey yok yani'' der, çünkü insanların kafasında ''doğal güzelliğe sahip bir kız'' imajı bırakmak ister.


Otobüse binen erkek, otobüsteki kızları gördüğünde kendisini onlara gösterecek şekilde bir yer yere geçer. Eğer telefonu çalarsa, her zamankinden daha sesli konuşur ; böylece dikkati üzerine çekeceğini bilir.


Otobüse binen kız, otobüsteki erkekleri gördüğünde kendisini onlara gösterecek şekilde bir yere geçer. Eğer telefonu çalarsa, o da her zamankinden daha sesli konuşur ; böylece dikkati üzerine çekeceğini bilir. Saçlarını düzeltir, üstüne başına bakar. Otobüsteki en dikkat çekici insanın kendisi olmasını ister.

Sesli espriler, sesli konuşmalar, dikkat çekici hareketlerin ardı arkası kesilmez. Çünkü insanların dikkat çekme istekleri asla değişmez, bir sebebi de olması gerekmez ; insan yalnızca bunu ister. Çünkü kendisini iyi hissettirir.


Bazen bir film izler ve o filmin karakteri çok hoşuna gider. Kendi kendine ''ben de böyle olacağım'' dersin. O film karakteri gibi konuşmaya, giyinmeye hatta düşünmeye başlarsın. Fakat gerçek hayat hiç öyle değildir. Sen kafandan ''hadi ama bu çok saçma'' gibi cümleler kurarken, yanındaki arkadaşın ensene vurarak ; ''uuuoopp kanka naber lan hıaa haa'' deyiverir ve bir anda filmdeki karakter olamayacağını, gerçek hayatın çok farklı olduğunu anlarsın.



Hoca derse kaldırınca ''lan yanlış bişey söylersem herkes gülcek anasını satayım şimdi yaa'' diye bir korkuyla kalkarsın.

Konu biterken ''anlamayan var mı?'' diye sorulduğunda, bütün sınıf susuyorsa sen de susarsın. Çünkü anlamadığını söylersen tüm sınıf tarafından ''geri zekalı'' olarak yaftalanabileceğin düşüncesine sahipsindir. Fakat işin aslı onlar da bir bok anlamamıştır; ama asosyal varlıklar haline getirilip, başkalarının düşünceleri senin için kendi düşüncelerinden daha önemli olduğu için susarsın.


Yerinde ve zamanında soru soramayan, yanlış anlasa da ''hımmm evet şimdi anladımmm'' diyen, dünyayı bırak kendisine bile faydası dokunmayan bireyler yetişir böylelikle. İnsan pasifleşir.


Şeytan da zaten bunu yapmak istemiştir. Kendisine güveni olmayan, hiçbir şeyi beceremeyeceğini düşünen, kendisini sürekli aciz sanan bir insan güruhu. Zira o, ''ben insan ırkından daha iyi, daha zeki, daha üstünüm''
diye isyan etmişti.

Hz. Adem'e de düşman gibi yaklaşmamıştı. Zira karşısında düşman gören insan zırhını bürünürdü, bunu iyi biliyordu. Fakat kendisine dost gibi yaklaşırsan, tüm savunma mekanizmasını kapatırdı. Zırhını indirir, kendini savunmayı düşünmez. Böylece bu savunmasız insanı kandırabilirsin.


Bu garip medeniyette şeytan insana hep sağ tarafından yaklaştı. ''Seni özgür bırakacağım'' diyerek, beynini ve vücudunu kendisine satmasını sağladı. Kadınlara vücutlarını göstererek özgür kalabileceklerini, gençlere sokak ortasında öpüşerek özgürleşeceklerini söyledi.


Halbuki bununla, sokak ortasında hiç çekinmeden sevişen ; her yerini açan insanlar meydana getirerek onları hayvanlardan farksız hale getirdi. Hayvanlarda haya duygusu olmadığı için sokak ortasında çiftleşir, daima açık gezerler. Şeytan, sonunda ''işte sizi hayvanlardan bile farksız hale getirdim'' deyip kısır kısır sırıtırken ; insan ''özgürüümm'' diye bu köleliği kabullendi.


Seçim yapmayı etkileyerek, tüm insanlığı ve dünyayı daha önce rastlanılmamış şekilde değiştirdiler. ''Pornoma dokunma'' diyen zihniyetler peydah oldu, fakat kendisinde bu özgürlüğü görenler, başkalarının ''ben de İslami tesettür ile örtünmek istiyorum'' isteklerine karşı çıktılar. Peki bu özgürlük değil miydi?
Yoksa özgürlüğün tanımını yalnızca onlar mı yapıyordu?


Bu Allah'ın emriydi ve karşı çıkılması gerekiyordu.
Bunun için ünlü ettikleri insanları daima açık saçık yaptılar ki ; rol modelleri bu olsun.
Fakat Kur'an'da Allah kadın ve erkeklerin rol modellerini sürekli anlatıp duruyordu ; ''Hz. Meryem gibi ol..'' , ''Hz. Yusuf gibi ol..'' , ''Hz. İbrahim gibi ol..'', ''Hz. Hacer gibi ol..''

Kurban bayramına karşı çıkıp, yılbaşında hindi yeyip; çam ağacı süsleyen insanlar peydah oldu.
Kutlu doğum haftasına karşı çıkıp, St. Valentine's Day'i kutlayan insan sürüleri peydah oldu..

Sana dinlettikleri şarkılarla seni dininden çıkaran bir sistem söz konusu bugün.
Filmlerle senin kişiliğini ağ gibi ören, dinsiz hayatın güzelliklerini ve hazlarını anlatan bir sistem var.
Ha tabi bir de ''kahrolsun sistem'' diye bağırıp, bu sistemin dışına çıkanları çağdışı diye yaftalayan beyni kelepçelenmiş köleler var. Sokaklarda nara atıp kendilerini özgür zanneden tipler var mesela, kapitalizme karşı ayaklanıp yanına kapitalist oyuncu güruhunu alan insanlar da var.
Varoğlu var..


İşte böle be hacı, napalım..